Arya diyor ki:

Yokluktan gelen sesler

Tezek

Seçtikçe muhtaç hale gelen, muhtaç oldukça seçimine daha sıkı bağlanan insanların bu eylemine verilen karşılığı konusunda henüz kanalizasyon medya dışında bir kaynak bulabilmiş değilim. Belki birileriyle ters düştüğü için karalanmış da olabilir. Ama eğer gerçek ise abooow diyorum.

Yıllardır güvendiğimiz bir markanın üretim alanının yakınlarına tezek dökmesine hijyen tarafından mı bakayım, yoksa hak ve özgürlükler tarafından mı emin olamadım. Bazılarını hepimiz anlayamayabiliyoruz.


Güzel ölümler

Tarih: 17 Mayıs 2010
Yer: Zonguldak
Bilanço: 30 can
Açıklama: Güzel öldüler.

4 yıl sonra...

Tarih 13 Mayıs 2014
Yer: Manisa
Bilanço: An itibariyle 274 can
Açıklama: Kader

Bu ülkede işçiler yürümesin diye alınan önlemler, işçiler ölmesin diye hiç bir zaman alınmadı. Somali için gözyaşı döküldü ama Soma'lının güvenliği geri plana atıldı (Özgür Sözel, 29 Nisan tarihli konuşma). Bağıra bağıra gelen tehlike, göz göre göre ölüme gönderilen can'lar. Her kafadan bir ses çıkıyor. Gelişiyoruz denmiş ama 4 yılda arpa kadar yol katedilmemiş. Geliyorum diye bağıran kazayı öngörme gibi bir yetkinliği olmayan yöneticilerimiz en azından meclise sunulan önergeyi reddetmeseydi belki bugün bu acıyı yaşamazdık.

Dağıtılan kömürler ve onları yeryüzüne çıkarmak için güzelce ölen kader kurbanları güzel insanlar: Sizi kader değil cehalet öldürdü.

Kahretsin ki bu saatten sonra yapabileceğimiz bir şey kalmadı. Allah emekçi kardeşlerimizin ailelerine sabırlar versin.


İnsanlığı nasıl bilirdiniz

Yıllar yıllar önce ülkemizde insanların birbirini kestiği dönemde bile siyasette bir kalite vardı. Kimine göre doğru, kimine göre yanlış bir dava vardı. Şimdi ise kim kimin cebini dolduracak, kim kime kaset yapacak derdinden her şeyi unutmuşuz.

Bu ülkede çocukların "polise taş attığı" gerekçesiyle öldürülmesi meşrudur. Asayişi sağlamakla yükümlü emniyet mensuplarımız da katil olduğu için ölmeyi hakeder, çok da iyi olur. Bir zamanlar insanlık vardı. Nereye kayboldu? Birilerinin cebinin dolup dolmamasıyla nasıl bu kadar kutuplaştık? Bugün geleceğimizin emanet edildiği gençlerimizden birini daha kaybettik. Bu ne ilk, ne de son. Nereye gidiyoruz?..

O değil de;

Makarnalar eve servis edilirken bakkala ekmek almaya gittiğine değdi mi çocuk?


Utanın artık

Doymadınız.

Derler de hâlâ kızarız. Hayır Türkiye'de deve yoktur. Ama biberli coplu polisler çoktur. Daha ne olsun? AVM'niz de sizinle beraber yerin dibine batsın. Gece Antalya'da 3 - 5 ağaç diyen dallama! Sen Gezi Parkı'nı görmediysen ve böyle konuşuyorsan o ağaçlar da sana girsin. K.ç yalayıcı P..

Uyanın ağalar uyanın. Turistler izliyor rezil oluyoruz. Bu kadar mı kinlisiniz vatandaşınıza? Sonra turizm kan ağlıyormuş. Ben mi ağlayayım? Biz ilkokulda gördük bunları. Yazık size!


Köprü

Adamın biri bir gün yolda giderken Alaaddin'in lambasını bulmuş. Lambayı okşamış ve içinden cin çıkmış:

- Dile benden ne dilersen, demiş.

Adam da:

- Ya cin ben Kıbrıs'ı çok merak ediyorum, ama ne uçağa, ne de gemiye binebiliyorum. Bana oraya bir köprü yol yapsana demiş.

Cin de:

- Ya kardeşim senin işin gücün yok mu? Şimdi yol yapmak için oraya bir sürü asfalt, iş makineleri demir, çelik halat falan filan lazım şimdi onunla kim uğraşacak sen başka birşey iste, demiş.

Adam da:

-O zaman bana kadınları nasıl anlayacağımı söyle, demiş.

Cin de adama demiş ki:

-YA SENIN ŞU YOL KAÇ ŞERİTLİYDİ?