Adamın biri bir gün yolda giderken Alaaddin'in lambasını bulmuş. Lambayı okşamış ve içinden cin çıkmış:
- Dile benden ne dilersen, demiş.
Adam da:
- Ya cin ben Kıbrıs'ı çok merak ediyorum, ama ne uçağa, ne de gemiye binebiliyorum. Bana oraya bir köprü yol yapsana demiş.
Cin de:
- Ya kardeşim senin işin gücün yok mu? Şimdi yol yapmak için oraya bir sürü asfalt, iş makineleri demir, çelik halat falan filan lazım şimdi onunla kim uğraşacak sen başka birşey iste, demiş.
Adam da:
-O zaman bana kadınları nasıl anlayacağımı söyle, demiş.
Cin de adama demiş ki:
-YA SENIN ŞU YOL KAÇ ŞERİTLİYDİ?





O kadar kötü şeyler şeylere tanık oluyoruz ki gerçekten korkuyorum. Elçiye zeval olmazmış diye aynen aktarıyorum. Daha önce söylenmiş bir lafı tekrar ettiğim için beni de tutuklamazlar sanırım.
Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir.
Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olur...
"Tavuk toplum", önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz!...
Charles Darwin





27 Mart 2011 Pazar günü yapılan YGS'de "haremlik selamlık" uygulaması dikkatimi çekti. Peki nedir bu haremlik selamlık olayı bakalım.
Öncelikle sınav merkezi belirleme sistemini ele alalım. Bilgisayar programları düşünen sistemler olmadığı için kendilerine verilen komut dışında herhangi bir sonuç döndürmezler. ÖSYM, sınav merkezi atamasını yaparken, başvuru esnasında tercih edilen şehir sıralamasına ve ardından gerekirse şehir içi mesafe gibi kriterleri değerlendirir. Yani olması gereken budur.
Son sınavda tartışma yaratan durum ise birkaç okulda adayların ezici çoğunlukla kız öğrencilerden oluşması. Çoğu kişiden şeriat tartışmaları çıkarken asıl önemli noktayı bulmak adına bu konuda biraz kafa yormak istiyorum. Birileri sınav merkezi atamalarını yapan "tarafsız" algoritmaya müdahale ederek -bilinen, duyulan- 6 tane binaya ezici çoğunlukta kız öğrenci atama imkanına sahipse bu insanların daha neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyorum.
Adaylar tablosunda, başvuru esnasında bize sorulmayan bir takım bilgiler var ise (yakınımızdır sütunu) -ki son bombadan sonra olduğuna eminim- istenirse belli kişiler'in herhangi bir sınav merkezinin herhangi bir sınıfında belli gözetmenler eşliğinde bir sinerji ortamına dahil edildiği fikrinden kendimi alamıyorum.
ÖSYM'ye güven kaybettiren KPSS skandalı, buz dağının görünmeyen kısmında yani sınavdan önceki veya sonraki süreçte gerçekleşti. Evet kesinlikle sınav salonunda değil. Son sınavda adaylar; bozuk parasından kalemine, kemerinden kot pantolon düğmesine kadar didik didik arandı. ÖSYM, tamamen adil bir sınav ortamı oldu düşüncesi oluşturarak güven kazanmaya çalıştı ama korkarım çuvalladı. Buz dağı temiz görünüyor ama suyun altındaki kısım malesef halen karanlık ve akkor flamanlı lamba bunu aydınlatmaya yetmiyor.
Tatlı rüyalar Türkiye...





İçine düşmüş olduğunuz kötü durumdan kurtulmak adına hiçbir özelliği olmadığı halde sırf medyatik olduğu için popüler olan ve oturak yeri havalara uçmuş insanlardan medet umarsanız; bu kişinin astından üstüne tüm köpekleri size köpek muamelesi yapar. Yaptıkları sorumsuzluktan dolayı sürüklendiğiniz duruma mı yoksa uğradığınız kötü muameleye mi üzüleceğinizi şaşırırsınız.





Son zamanlarda ülkemizde Filistin çok fazla önemsenmeye başladı. Hele ki hastanelerde silahların konuştuğu ucube dizinin Devamını okumak için tıklayın...





Son zamanlarda dönen Arçelik Reklamına fena halde kafayı takmış durumdayım. Kamyoncu abimiz Edirne'den Ardahan'a kalıbı altında Arçelik ürünleri taşırken yolda gördüğü karşılıklı sevgi, saygı ve heyecandan bahsetmiş. Devamını okumak için tıklayın...





Gençler arasında bekarlık sultanlıktır diye bir laf edilir. Peki nedir sultanlık? Devamını okumak için tıklayın...





Grup ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde yılını hatırlayamadığım bir sonbahar festivalinde tanıştım. Daha sonra birkaç arkadaş muhabbeti dışında kendilerini ne gördüm, ne de duydum. Dün Disko Kralı'nda Okan Bayülgen konuk etti. Görmeyeli güzelleşmiş grup üyeleri. Bana da paylaşmak düşüyor.
Buyrun efenim... Devamını okumak için tıklayın...





Hayalet hikayesi anlatacağımı mı sandınız? Hevesinizi kırdıysam bağışlayın ama hayalet diye bir şey yoktur rahatlayın. Devamını okumak için tıklayın...





Gittin... Sen bana gitmek için gelmiştin.. Geride yavaş yavaş eriyen bir kurşun bıraktın; Bıraktığın şekilden çok daha başkasına bürünen ve bir daha asla eskisi gibi olamayacak kurşun... Gerçekten; bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı...Devamını okumak için tıklayın...





Kalbimin içinde o kadar büyük bir sevgi var ki; onunla ne yapacağımı, nereye koyacağımı bilmiyorum. Ne zaman hayat güzel gelmeye başlıyor, ve "ne güzel o koca şeyi paylaşacak biri çıktı karşıma" derken dikenli bir duvara çarpıyorum. Devamını okumak için tıklayın...





Tuba bir Bahar akşamını müteakip bir Seher vakti Sema'da Hilal'in kendini gösterebildiği son dakikalarda bir Derya'nın kıyısındayım. Meltem, Melek'lerin koruduğu Seçil'miş vücudumu okşarken, Devamını okumak için tıklayın...





Tilkinin dönüp dolaşıp döneceği yer kürkçü dükkanıdır. Bir zamanlar hatırı sayılır bir kürkçü dükkanında ismim popülerdi.
Ne tilkiler geldi, ne tilkiler gitti. Ama görünen o ki hepsi dönmüş dolaşmış, Devamını okumak için tıklayın...





Kendi çapımda bir blog oluşturma kararı aldım ve başladım kodlamaya. Acele etmeden, yavaş yavaş ilerlemeyi düşünüyorum. Bakalım zamanla ne yönde gelişecek.
Tasarım konusunda yeteneklerim çok sınırlı, o yüzden WordPress için dizayn edilmiş Notepad Chaos adlı temanın PSD dosyasından kendi motoruma göre düzenledim. Üretenlerin ellerine sağlık, teşekkür ediyorum.
Burada neler yazabileceğim, bakacağız. Belki ben de global internet dünyasında insanların hoşlanacakları bir mekana sahip olacağım. Zaman neler gösterecek, hep beraber göreceğiz.
Afiyet olsun





Buzdolabının üstünde uyunmaz. Hadi uyudun diyelim, uykudan yeni uyanmış zavallı bir insanoğlu kapağı açtı diye yere düşülmez. Hadi düştün diyelim, düşerken boş bulduğun çıplak bedeni tam boyun civarından yakalayıp dizlere kadar tutunarak iniş yapılmaz. Devamını okumak için tıklayın...





Madem ki gittin, dönmesen de olur Hatta hiç dönmesen, çok daha iyi olur Madem ki çektin gittin, gelmesen de olur Hatta hiç gelmemen, çok daha iyi olur Giderken, beynindeki o gri hücreler Neyi emretti bilemem ki Şimdi, ince pişmanlıklar artık fayda getirmez Dedim ya, hiç dönmesen daha iyi olur Sakın dönme, sakın dönme Kalbimdeki bıraktığın yeri yıkma Gitmek çok kolay, lakin dönmek acıdır Hatta utanç verici Yakıştıramam sana ben utançları Olsa olsa usançtır yaşadığın Usanmasan benden, gider miydin söyle Ama çektin gittin, sakın dönme Bağışlamak Allah'ın işi Seni ben nasıl bağışlayabilirim ki Yaşım geldi vurdu geçti artık çoktan elli'yi Sakın ha, sakın ha geri dönme
Cem Karaca'yı rahmetle anıyoruz.





Sevgili internet kullanıcıları;
İnternetin yaygınlaşmasıyla beraber süregelen bir saçmalıklar, kullanım alışkanlıklarımızı etkiliyor. Şehir efsanelerinden tutun da duygu istismarlarına kadar, tonla işe yaramaz (spam) e-posta ile rahatsız ediliyoruz. Bir arkadaşın derlemiş olduğu maddeleri ben de burada paylaşmak istiyorum. Devamını okumak için tıklayın...




